Bunları dünyada bir tek Türkler yapıyor

“Nerelisin?” sorusuna cevap aldıktan sonra otomatikmen “içinden mi?” diye sormak.
Amca, hala, dayı, teyze, görümce, kayınço, enişte, elti, bacanak, kaynana, dayıoğlu v.b. gibi akrabalık terimleri yanlızca türklerde mevcut.
Sigarayı çoraba yada kulak arkasına koymak
Düğünlerde, eğlencelerde, toplantılarda v.b. içip içip olay çıkartmak.
Kurufasülye – pilav – cacık, at – avrat – silah, devlet – mafya – polis, kavun – beyaz peynir – rakı,  Metin – Ali – Feyyaz, karpuz – peynir – ekmek, v.b. gibi üçlemeler…
Yürüyüş veya dolaşma esnasında eline tesbih, deynek, sopa v.b. almak.


Bunları Biliyor musunuz?

Ortalama bir insanda 30bin ila 100bin adet saç teli vardır.Hergün yaklaşık 100 tanesi dökülür.
İnsan vücudunun  her 7 yılda ölen hücrelerin yerine yenisi gelerek tamamen yenileniyor.
Amerikan halkının %60ının ülkelerini dünya haritasında bulamıyor.
Dünyaya her yıl düşen yağış miktarı eşittir.
Beşiştaş kulübünün kuluşundaki Kırmızı-Beyaz renkler, Balkan savaşındaki mağlubiyetten sonra Siyah-Beyaz olarak değiştirildi.


Tetanoz

Özellikle mikrop kapma korkusu yaşayan insanlar, en hafif bere ve çizgilerde tetanos mikrobu kaptıklarından endişe ederler.
Tetanos mikrobu yalnızca hayvanların geçmediği yerde tetanos basilinin bulunması pek akla gelecek şey değildir. Gübreli yerlerde, tarlalarda, bahçelerde v.b. yerlerde herhangi bir düşme, çarpma veya bir kaza sonucunda derin yaralar olduğu zaman tetanos tehlikesi düşünülebilir. Hayvanların tırmalaması yada ısırması da tetanos tehlikesi yaratabilir. Ama mutfağınızdaki bıçak rende v.b. üzerinde tetanos basilinin gelip yerleşmesi imkansızdır. Ayrıca tetanosun aşısı vardır ve her yaşta yaptırılabilir.


Fast Food Aşk

http://img382.imageshack.us/img382/9013/avataruf3.jpgNereye koşuyoruz bilmiyorum, bu acele niye, nereye yetişmeye çalışıyoruz, hayatı bir ucundan yakalamak ve onun peşinden sürüklenmek, yaşanabilme – yaşayabilme ihtimaline takılı kalmak, kaçırdığımız bir şeyler olduğu fikriyle her şeyi yarım yaşamak, sonunu tahmin ettiğimiz bir filmi yarıda bırakmak, ilk sayfasından sonra her kitaptan sıkılmak, başlamadan bitirmek.

Aynı tatları aldık aynı olduk. Fast-food gençliği aynı annenin çocukları. Özlediklerimiz, istediklerimiz, yaşadıklarımız, aşklarımız aynı.

Hayallerimizi dondurucuya kaldırdık, unuttuk isteklerimizi.hoşça vakit geçiriyoruz. Aynı tatlar sardı etrafımızı ayıramaz olduk birbirinden. Gecelerden ibaret anılarımız unutulmuş yüzlere, adlara ait. Bilmiyoruz, yaşamadık ki unutulmuşluğun acısını,unutmuş olmanın hüznünü aşk sandık, sevgi sandık, doyduk sandık, yaşamayı vakit geçirmek sandık.


Sonsuz Öyküm

http://thesaint.files.wordpress.com/2006/08/picture-032.jpgHayatla mücadelemde saflarımın çoğunu kaybettiğim günlerdi. Birbirinin aynı olan günlerde bana uzatılan her dalı işte beni kurtaracak dal diye hiç geri çevirmeden tutuyordum.

Daha elimi uzatır uzatmaz kırılacağını biliyordum oysa yenilgiyi asla kabullenmeyen beynim, sevmekten hiç yorulmayan yüreğim, alarm zilleri çalıyordu sanki ikisini de kaybetmek üzereydim.

Ben, ben olmaktan çıkıyordum. Bunu fark ettiğim anda bir şey yapamamanın acısıyla gittikçe kabuğuma çekiliyordum. Zevk aldığım hiç bir şey istemiyordum. Ne beklediğimi de bilmiyordum. Bitmeyen geceler, huzursuz uykular, uyanmak istemediğim sabahlar birbirini kovalıyordu.

Geleceğe dair umutlarımın birer birer beni terk ettiği o günlerde sürpriz yaptın sen bana birden çıkıverdin karşıma işte.

Yüreğim yeniden canlanmaya başladı. Nasıl olduğunu unuttuğum gülümseme yeniden yayıldı yüzüme. Kabuğum kırıldı, karanlık dağıldı, umutlar yeşerip içimdeki yerini aldı.

Sabah olsun diye odaları arşınladığım gecelerin bitmesini istemiyorum artık. Çünkü sen varsın. Seni yaşamak istiyorum.

Yaşadıkça çoğalacaksın. Sonsuz bir keşfe çıkacağım seninle. Her gün yepyeni şeyler bulacağım sende keşfetmekten, seni öğrenmekten hiç bıkmayacağım.

Yastığa başımı koyup gözümü kapadığım da içimi sonsuz bir huzur kaplayacak biliyorum. Aylardır uyuyamadığım uykuları bir çırpıda uyuyacağım. Yürek çarpıntılarıyla dolu karanlık saatler bitecek. Gecemi de gündüzümü de sen dolduracaksın. Senden öncesine ait ne varsa hepsini döktüm denize. Kimselere vermeye kıyamadığım maviyi getirdim sana, al ve yerleştir yüreğine. Seninle birlikte yenilendiğimi hissediyorum.

Her sabah yeni güne değil, mutluluğa uyanacağım. Her sabah bütün hücrelerimin sanki ilk kez o gün doğmuşlar gibi harekete geçişini hayret ve heyecanla izleyeceğim. Sesini duymak gücümü artırıyor, tükenmeyecek bir enerji veriyor.

Sen benim için bir şanssın. Hayat her zaman böyle şanslar sunmaz insana. Sunduğunda da bunun değerini bilmek gerek. Ve ben, Hayatın bana verdiği bu şansı sonuna kadar kullanmaya kararlıyım. Bir öyküsün sen artık hep yazılacak ama sonu hiç gelmeyecek bir öykü.







Genel Kisisel Web