Blog > 01.Günlük > Adi Olmak Lazım Adi…
28
2009
Adi Olmak Lazım Adi…
Anlıyorum şimdilerde ben. Ayakta kalabilmek için, mutlu olabilmek için, işlerin yolunda gitmesi için;
“Adi” olmak lazım arkadaşlarım! Her ne kadar “insan olan” böyle olmamalıysa da bu dünyada böyle yaşamak lazım. Adileşmek lazım; nitekim herkes o kadar adi ki, bazen sırf göze batmamak için bile “adi” taklidi yapmak lazım. Zaten bize biçilen bir rolü oynamıyor muyuz?
“Sahte” olmak lazım arkadaşlarım! Hayata, insanlara, yakınlarına sahte gözlerle bakmak lazım. Başkalarının gözünde kendini değerli kılmak için bu sahtelik şart arkadaşlarım. Ve yine nedenlerine gelince; insanlar o kadar sahtedir ki, “gerçekçi” olup sap gibi ortada kalmak da ayrı bir derttir.
“Acımasız” olmak lazım arkadaşlarım! Acıyanların kalmadığı dünyada “acıyabilen” kalmak da başlı başına bir abesimsi. Ayakta kalabilmek için; insanlığından taviz vermek lazım ya; bu tavizlerden birisi de “acıma” duygusudur. Nitekim acımazsan acınacak duruma gelirsin, bu da böyle bir durumdur.
“Bencil” olmak lazım arkadaşlarım! Sadece kendini düşüneceksin maalesef. Başkalarını hesaba katarak yaptığın planlar, başkasından kaynaklı bir anda suya düşerse yine kaderin “sap” gibi ortada kalmak olacaktır. Bencil olup, diğerlerini sklememek lazım. “Bir elimde cımbız, bir elimde ayna, umrumda mı dünya” modunda olmak lazım. Bencillik, itaatsizliği de yanında getirir ki oh ne ala!
“Duygusuz” olmak lazım arkadaşlarım! Bütün çocuksu, masumane, temiz duyguları bir tarafa atıp; hafif hayvanımsı bir vaziyette devam edilmeli hayata. Duygularla hareket etmenin çok büyük sonuçlar ortaya çıkarabileceğini ve bu sonuçların genelde “olumsuz” olabileceğini unutmamak lazım. Bize biraz “mantık” gerekli.
“Umursamaz” olmak lazım arkadaşlarım! Çevrende olup biten olumsuzluklara karşı pek fazla ses çıkarmayıp “Ah ne yazık!” deyip geçmek lazım. Kimse görmezse düşene bir tekme de siz atmalısınız. Nitekim siz düşseniz, o size atardı.
“Yaşamak için yaşamak” lazım arkadaşlarım! Doğanın size biçtiği kıyafeti giymeli, ona göre adımlarınızı atmalısınız.
Doğa size asla “olumlu” bir kıyafet dikmeyecektir. Yukarıdaki maddelerle bezenmiş, süslenmiş bir kıyafet giymek nasıl olur? İşte doğanın bize layık gördüğü kıyafet. Bu kıyafeti giymemek için çok direnirsiniz, belki hala direniyorsunuzdur ancak “Giyeyim de kurtulayım” dediğiniz anlar da gelecektir.
Farklı olmak, “insan gibi” olmak da bir yere kadar. Bir bakalım etrafımıza. Neredeyse herkes doğanın kendisine armağanı olan “olumsuz kıyafet”lerini giymiş, görüyor musunuz olumlu kıyafet giyen ‘nadir’leri?
Şimdi yeniden düşünün. İnsan sürüsünde farklı olacağım derken “gün gibi ortada” olmayı mı tercih edeceksiniz -ki bu ortadalık göze batmayı da yanında getirir- yoksa herkes gibi doğanın hediyesini giyip hayata devam mı edeceksiniz? “Gün gibi ortada olmak” çok zor arkadaşlarım. Bir şüphedir aklımda ki sanırım “adi” olmak lazım! İnsanların senden nefret edeceğini bilsen de, onların tiksinmelerini göze almak lazım. “Neden böyle yapıyorsun?” diye sorarlarsa “Senin benden ne farkın var?” demek lazım. Sanıyorum gerçekten böyle olmak lazım. “Böyle” olamayınca tanıyamıyorsun insanları ki bu en kafa yedirten şeydir. Çözmek için kafa yormak; aslında boşa zaman harcamanın eş anlamlısıdır. Yeni yeni mi anlıyorum ne?!
Kib Öpt By!
Benzer Konular
Bu Konuya Bir Yorum Yap


Yazar: 