Author Archive

Tühh Facebook’taki bir açık daha kapatıldı napcaz şimdi :D hadi yeni açık arayalım :D

Facebookta yeni skandalFacebook’ta, kullanıcıların, arkadaşlarının canlı sohbetlerini okuyabildiği ve beklemekte olan arkadaşlık tekliflerini görebildiği bir güvenlik açığı ortaya çıktı.

Kullanıcıların özel bilgilerinin gizlenmesi amacıyla oluşturulan gizlilik ayarlarındaki bir boşluk dolayısıyla oluşan açığın tamiri sırasında Facebook canlı sohbet uygulamasını bir süreliğine kaldırdı. Sorunun giderilmesinden sonra, canlı sohbet uygulaması tekrar aktive edildi.

İlk olarak TechCrunch isimli teknoloji blogu tarafından duyurulan açık gizlilik ayalarında yer alan ve kişilere profillerini başkalarının nasıl gördüğünü göstermeyi amaçlayan seçenek üzerinden çalışıyordu.

Hadi Tanıyın Beni…

* Her şeyden önce, ailemi çok seviyorum!!!
* Sigara’dan Nefret Ederim
* Bilgisayarımı çok severim. can yoldaşımdır. en kötü günümde yanımdadır. :D
* Arkadaşlarımı çok sever ve hepsine saygı duyarım.
* İnsanları ve insan olmaya çaba gösterenleri çok severim.
* Sucuklu yumurta benim için pek çok şeyi ifade eder. :)
* İnternet explorer 6 yı sevmem.Çünkü css te tam başa beladır.
* Google amcanın tüm ürünlerini seve seve kullanırım..
* Yaşamayı sevmem ama mecburiyetten yaşarım.
* İnsanları satmam ama bugüne kadar çok satıldım.
* Güvendiğim dostlarım için ölüme giderim ama bu insanlar bir elin parmakları kadardır.
* Müzik dinlemeyi severim. bu aralar sadece Müzeyyen Senar ve Zeki Müren dinlerim. dinlerken bolca “işte müzik bu!” der oldum. :)
* “Güzel” filmler bulup, izlemeyi çok severim. tabiki en çok korku, macera ve bilim kurgu filmlerini :)
* Blog yazmayı severim. itiraf etmesemde wordpress şu ana kadar kullandığım en iyi sistemlerden biridir…
* Yemek yemeyi severim. günde beş öğün yerim, ama az az yerim. :p (tabiki bu üni hayatı buna müsade etmiyor artık ama neyse :D )
* Aptal gibi davranan insanları sevmem.
* Bir iş yaparken, başka birinin iş buyurmasını sevmem. nefret ederim!
* Virüsleri sevmem ama onlarla eğlenmeyi severim.
* Temizlik yapmayı, yatağını toplamayı sevmem. bu yüzden annemden bolca küfür duyarım. :)
* Saçma sapan ayrımcılıkları sevmem. yapanlara da sinir olurum.
* Yağcılardan nefret ederim.
* Bir neden göstermeden gereksiz saçma tepki gösterenlere sinir olurum hemde çok…
* Kaypaklardan, bi günü bi günüyle tutmayan tutarsız insanlardan nefret eder ve hayatımda yer vermemeye çalışırım. her ne kadar bu aralar hayatımda böyleleri bolca olsada…
* Dinlemeden konuşanlara da gıcık olurum.
* Bir konuyu incelemeden yorum yapanlara da ayrı bir deli oluyorum.
* Otobüsle, uçakla, bisikletle, özel arabayla herşekilde yolculuğu severim :D :D
* Kavga etmeyi sevmem mülayim bi adamım ben :)
* Bir insana 3 hak tanırım..3 hakkın sonunda 3 kere döverim.
* Klasik sınavları da hiç sevmem. testin az şıklı olanını severim. :D
* Çok çelişkili biriyim.Bazen anlık kararlar alır ve uygularım.
* Duygularımla hareket eder ve çok hata yaparım.
* Futbol muhabbetini sevmem. ama taraftar ve oyuncularının asil davranışlarından dolayı fener destekçisiyim… aynı zamanda üyesiyim.
* Bişey bildiğini sanıp boş boş konuşanlar beni deli ediyor. heleki derslerde önceden duydukları bi kelime yakalayıp bir saat hocayla o kelimeyi konuşmaya çalışıp bişeyler anlatmaya çalışanlar…
* Aynı maddeyi bir daha yazmayı sevmem ama yağcılardan aşırı nefret ederim.

Titanic…

1912 yılında buzdağına çarparak batan Titanic’i bulmak için uzun yıllar araştırmalar yapıldı. Batan Titanik’i ilk olarak denizbilimci Robert Ballard 1985′te keşfetti. Ballard ve ekibi 3 bin 657 metre derinde yatan Titanic’in ilk fotoğraflarını çekmeyi başardılar. Bu fotoğraflar 1997′de çekilen 11 oscarlı film için kaynak oluşturmuşlardı. Geminin derinlikte ve her bir santimetrekarede büyük bir basınç altında bulunması, maliyeti 25 milyon dolara ulaşan ve deniz seviyesinden Titanik’in gömülü olduğu yere kadar 2.5 saatte ulaşabilen özel araştırma deniz altı gemilerinin inşa edilmesine yol açtı. Bu denizaltı gemileri ise sadece 3 kişi taşıyabiliyor.   Titanik’in denizden çıkartılmasıyla ilgili projeler 1987 yılında başladı ve teknolojinin gelişmesiyle günümüze kadar çeşitli araç ve gereçlerle sürdürülmeye devam ediyor.

İşte ünlü geminin etkileyici hikayesi…

1912 yılından kalma bu biletin sahibi, tarihin en şanslı insanlarından. Zira bileti düzenleyen White Star Line deniz şirketi, Titanic’in sahibi olan şirketti. Bilette el yazısı ile belirtilen geminin ismi ise Titanic…   Dünyanın en büyük deniz facialarından birinin yaşandığı Titanic’e bileti olup da, devasa geminin ilk seferini kaçıran bu biletin sahibi, aslında mutlak bir ölümden de kurtulmuştu…   İnsanoğlunun hayal gücünün bir ürünü olan bu gemi, aynı zamanda doğa karşısında insanlığın çaresizliğini de gözler önüne sermişti.   1910 yılında White Star Line şirketi, bastırdığı broşürlerle “batması imkansız” bir transatlantiğin reklamını yapıyordu.   1861 yılında İrlanda’da kurulan Harland and Wolff tersanesi, Titanic’i inşa etme görevine 31 Mart 1909 tarihinde başlamıştı.   Her şeyiyle “en büyük”, “en ihtişamlı” ve “en güçlü” olması planlanan Titanic’ten önce…   …kardeş gemisi Olympic inşa edilmiş ve seferlere başlamıştı.   Olympic hem Titanic’in öncüsü olmuş, hem de White Star Line’ın üretmeyi planladığı 3 devasa yolcu gemisi için sınıf ismi olmuştu.   Tam 46.328 ton olarak inşa edilen Titanic’i hareket ettirebilmek için…   …iki tane dört silindirli buhar motoru kullanılıyordu.   Böylece devasa Titanic’in kalbi tam 59.000 beygir gücü üretiyordu…   1909′da inşasına başlanan Titanic’in gövdesi 31 Mayıs 1911′de bitirildi.   Geminin diğer bölümlerinin bitirilmesi de neredeyse bir yıl daha sürdü ve 31 Mart 1912′de tamamlandı.   Böylece 269 metre uzunluğunda, 28 metre genişliğinde, 46.328 ton ağırlığındaki bu dev denize indirildi…   Titanic’in içi de eşsiz olması için tasarlanmıştı. Gemide bir yüzme havuzu, spor salonu, kütüphaneler ve bir Türk hamamı da yer alıyordu.   Bütün bu ihtişamıyla Titanic tam 3.547 kişiyi taşıyabilecek bir gemiydi.   Normalde 3 bacalı olarak tasarlanan gemiye “daha etkileyici görünsün” diye, 4. bir baca daha eklenmişti.   Denize indirildikten sonra Titanic Belfast’tan İrlanda denizine götürüldü ve testlere başlandı.   Bu fotoğraftada Titanic, ilk yolculuğuna başlamak için Southampton’dayken görülüyor.   Bu devasa transatlantiğin ilk seferine katılmak için milyonerler, siyasetçiler, aktör ve aktrisler sıraya girmişlerdi.   Yolcuğunun henüz başında, Southampton limanını terkederken Titanic bir tehlike atlatmış ve New York gemisiyle çarpışmaktan son anda kurtulmuştu.   10 Nisan 1912 günü tarihi yolculuk başladı…   Geminin kumandası Kaptan Edward J. Smith’e verilmişti.   Titanic’in ikinci durağı Fransa oldu. Buradan aldığı yolcularla gemi toplam 2.240 kişiyle New York’a doğru yola çıktı.   14 Nisan gecesi sıcaklık neredeyse 0 dereceye kadar düşmüştü. Kaptan Smith, telsizle gelen buzdağı uyarılarını dikkate alıp, geminin rotasını biraz daha güneye çekmişti.   Gökyüzü son derece açıktı, ancak ay yoktu. Saat 11.40′da geminin iki gözcüsü köprüye telefonla “Buzdağı, tam önümüzde” mesajını ilettiğinde artık çok geçti…   Görevi Kaptan Smith’ten devralan İkinci Kaptan Murdoch, birçoklarına göre hatalı bir karar vererek gemiyi döndürdü ve buzdağı Titanic’e daha sağlam olduğu söylenen burnu yerine, yandan çarpmış ve daha fazla hasar almıştır.   Titanic inşa edilirken 16 su geçirmez bölmeyle korunmuş ve bu bölmelerden 4′ü suyla dolsa bile batmayacak şekilde tasarlanmıştı. Ancak buzdağının çarpmasıyla tam 6 bölme hasar görmüş ve gemi hızla suyla dolmaya başlamıştı.   Sadece dakikalar içerisinde geminin içerisindeki su 2.5 metre yüksekliğe ulaşmıştı. 12.27′de 65 kişi kapasitesi olan ilk kurtarma botu sadece 28 kişiyle suya indirildi. Titanic’te toplam 1.178 kişiyi taşıma kapasitesinde 20 kurtarma botu bulunmaktaydı.   Telsiz operatörleri sürekli yardım çağrıları gönderiyorlardı, ancak Titanic’e en yakın gemi olan Carpathia’nın enkaza varması 4 saat sürecekti. Köprüden, başka bir geminin ışıkları görülse de, bu esrarengiz gemi Titanic’le hiçbir şekilde iletişime geçmemiş, çağrılara yanıt vermemişti.   Saat 2.05′te geminin burnu tamamen sular içerisindeydi. 2.17′de suların yüksekliği güverteye kadar geldi. Geminin yapımında kullanılan malzemenin esneme özelliği olmaması, korkunç sonu hızlandırdı. Gövde içeri dolan sulara dayanamadı ve tam anlamıyla ikiye ayrıldı. Önce burun battı. Birkaç dakika sonra da kıç kısmı saat 2.20′de sulara gömüldü.   Büyük bir dehşetin yaşandığı yaklaşık 2.5 saatlik sürenin sonunda…   Tarihin en büyük deniz kazalarından biri çok ağır bir bilançoyla ortaya çıktı…   2.223 kişiden sadece 706′sı kurtulmuş, 1.516 kişi yaşamını yitirmişti.   Ölenlerin çoğu, -2 derecedeki deniz suyunda hipotermiye girmiş ve yaşamını yitirmişti.   Titanic’in batması denizciliği, deniz seyahatlerine yaklaşımı ve gemi tasarımlarını çok derinden etkiledi.   1 Eylül 1985′e kadar yeri keşfedilemeyen enkaz, bu tarihte Dr. Robert Ballard liderliğindeki bir ekipçe bulundu ve tüm dünya Titanik faciasını bir kez daha hatırladı…

Röportaj: Yılmaz Özbek

Süleyman Paşa: Öncelikle röportaj isteğimizi kırmayıp olumlu cevap verdiğiniz için Teşekkürler.

Yılmaz Özbek: Ben teşekkür ediyorum.

Süleyman Paşa: Okul – İş hayatından kısaca bahsetmek ister misiniz?

Yılmaz Özbek: Ben Çukurova Üniversitesi Beden Eğitimi Öğretmenliği mezunuyum ve şuanda müzik çalışmalarımın yanı sıra Şanlıurfa’da beden eğitimi öğretmenliği yapmaktayım.

Süleyman Paşa: Günlük giyim tarzınız tutkunu olduğunuz Rock Müziğine uygun mudur genel olarak? Yoksa sportif bir giyip tarzını mı tercih ediyorsunuz?

Yılmaz Özbek: Giyim konusunda özellikle bir tarz oluşturmam. O günkü ruh halime göre bana yakıştığını düşündüğüm giysiler giyerim.

Süleyman Paşa: En büyük hayaliniz nedir?

Yılmaz Özbek: Şuan için İstanbul Harbiye Açık Hava Tiyatrosunda konser vermek.

Süleyman Paşa: Beğendiğiniz ve Beğenmediğiniz huyunuz?

Yılmaz Özbek: İdeallerim uğruna umudumu kaybetmeden mücadele etmem sevdiğim huylarımdan biri, bazen çok basit olaylara çok aşırı duygusal tepkiler vermem çok hoşuma gitmiyor.

Süleyman Paşa: Keşke yapsaydım ve keşke yapmasaydım dediğiniz olay yada olaylar?

Yılmaz Özbek: Aklımda öyle birşey yok. Keşkelere hayatımda pek yer vermem elbette hatalarımız vardır. Keşke demek yerine dersler çıkarmak benim için daha önceliklidir.

Süleyman Paşa: Yaptığınız müzik türü (Rock) dışında müzikler dinler misiniz?

Yılmaz Özbek: Elbette bence bir müzisyen hangi müziği yapıyorsa yapsın her müziği dinlemeli müzik evrenseldir. Kendi tarzı içinde hapsolmuş bir müzisyen ilerleme kaydedemez.

Süleyman Paşa: En sevdiğiniz şarkı ve nedeni?

Yılmaz Özbek: Bir şarkı ile sınırlayamam. Fakat genel olarak söz ve müziğin iyi işlendiği her parçayı severim bence söz ve müzik bütünleyici olmalı.

Süleyman Paşa: Şu an ruhunun olmak istediği yer?

Yılmaz Özbek: Sahne.

Süleyman Paşa: Tv programlarına ve televizyon dizilerine bakışınız?

Yılmaz Özbek: Bence çok kaliteli iş yapan insanların yanı sıra piyasa uğruna çok kötü iş yapanlarda var iyi işlerin her zaman yanındayım.

Süleyman Paşa: Aşk herşeyi affeder mi sizce? Aşk olmadan Müzik olurmu?

Yılmaz Özbek: Bence aşk duygu işi olsa da kendi içinde mantığı vardır… Aşk aslında ulaşılmazlıktır ve her şeyi affetmemeli… Sadece aşk değildir çoğu zamanda toplumsal sıkıntıları beklentileri çok iyi ifade etme biçimi olmuştur müzik.

Süleyman Paşa: Benzetildiğiniz biri var mı? Hangi yönünüzle benzetiliyorsunuz?

Yılmaz Özbek: Öyle bir durum yok.

Süleyman Paşa: Birazda albümden konuşalım mı?

Yılmaz Özbek: Tabiki.

Süleyman Paşa: Rock ile ilgilenmenizin sebebi nedir? Rock sizin için ne ifade ediyor?

Yılmaz Özbek: Aslında tarzımın tam bir rock olduğunu söyleyemem son zamanlarda ki müzik anlayışına göre alternatif rock diyebiliriz .. rock müziğin enstrümanları ve ritimleri benim müzik anlayışıma ve yapıma çok uygun kısaca bana hitap eden bu…

Süleyman Paşa: Albüm çalışmaları sırasındaki neler hissettiniz? Nasıl bir deneyimdi?

Yılmaz Özbek: Çok güzel bir deneyim oldu. Ülkenin en iyi müzisyenleriyle çalıştım. Bu benim için ayrı bir keyifti.

Süleyman Paşa: Ali Nafile’nin “Bana Ellerini Aç” isimli parçasını seçmenizin özel bir nedeni var mı?

Yılmaz Özbek: Severek dinlediğim türkü formatındaki parça rock ritimlerine çok uygun olduğu için seslendirmek istedim.

Süleyman Paşa: Her parçanın benim için bir hikayesi var diye bir söyleminiz olmuş. Hikayesi olmadan oluşan bir eseriniz yok mu? “Benim Olmamalıydın” isimli parçanızın
hikayesini öğrenebilir miyiz?

Yılmaz Özbek: Evet öyle. Her yazdığım cümlede mutlaka bir yaşanmışlık vardır… Benim olmamalıydın parçası bir hayal kırıklığının isyanı diyebiliriz.

Süleyman Paşa: “Kim Daha Mutlu” ve “Aldırma” ile içinizdeki isyanı dışa vurmuş olabilir misiniz?

Yılmaz Özbek: Mutlaka. Zaten sözler yüreğin dışa vurumu değil midir?

Süleyman Paşa: En sevilen olarak yapılan bütün anketlerinizde “Umut” her zaman listenin başında yer alıyor. Bunun nedeni sizce nedir?

Yılmaz Özbek: Bence insanları yaşam ve ihtiyaçları olan önemli olgulardan biri de umuttur. Fakat ben her parçama aynı mesafedeyim.

Süleyman Paşa: Yeni bir albüm çalışmanız var mı? [bunu bir soru önce sormam gerekiyordu (: ]

Yılmaz Özbek: Yeni albümü konu etmek henüz çok erken değil mi?

Süleyman Paşa: Buradan dinleyenlerinize iletmek istediğiniz başka bir mesajınız var mı?

Yılmaz Özbek: Albüm satışlarının olmadığı bu zamanlarda müzik sektöründe var olabilmek çok zor bu açıdan dinleyicilerimin her türlü desteği benim için çok önemli.

Süleyman Paşa: Röportaj için tüm dinleyenleriniz adına teşekkürler. Tekrar görüşmek üzere..

Yılmaz Özbek: Ben teşekkür ederim.


Web Sitesi : www.yilmazozbek.com
Facebook : www.facebook.com/group.php?gid=110330232323578

Kimseyi Değiştiremezsin Hayatta

Kimseyi değiştiremezsin hayatta. Ve kimse için de değişmemelisin. .

Kimliğini kaybettiğin an yaşamını… …çöpe attın demektir. İstemediğin
sürece hiçbir şey için ödün vermeyeceksin hayatta. Gün gelir verecek
bir şeyin kalmaz çünkü.

Her şeyi sen istediğin için yapacaksın, başkası
senden istediği için değil. Ve sen, sen olarak kaldığın sürece senin
yanında olanlar da mutlu olacaktır.

Bırak hayatına eşlik etmek
isteyenler gelsin seninle. Yolun bitimine kadar gelmeleri şart değil.
Herkesin gidebileceği bir yol vardır. Sen yeter ki yanında yer ayırmayı
bil. Ne sen kimse için mecburi istikametsin, ne de bir başkası senin
için…

Seninle gelmek isteyenleri yanına al. Belki beraber daha çok şey
katabilirsiniz bu hayata. Yanındaki seni mutlu ettiği sürece kalsın
hayatında, zorlama kendini. Hayat rahat insanlarla güzel. Ve hayat hak
ettiği gibi yaşandığında güzel….