Archive for the ‘Sigara’ Category

Gebelikte Sigara Ve Alkol

sigaraGebelikte Sigara:Gebelikten önce, gebelik sırasında ve sonrasında sigara içmeniz sadece sizin sağlığınız değil aynı zamanda bebeğinizin sağlığını da riske etmektedir. Her nefeste size ve bebeğe zararlı olan nikotin, katran ve karbonmonoksit gibi zararlı maddelere maruz kalmaktasınız. Karbonmonoksit anne kanında taşınarak bebeğe ulaşır ve fetusa ulaşan oksijen miktarını azaltır. Nikotin çocuk eşini(plesenta) geçerek kan damarlarının kasılmasına ve bebeğe daha az oksijen ve besin gitmesine neden olur.Bebek doğduktan sonra siz veya eşiniz bebeğin bulunduğu ortamda sigara içerseniz bebeğiniz sigaranın zararlı etkilerine maruz kalacaktır. Sigara içilmesi normal bir gebeliğin yaşanmasını zorlaştırır. Eğer sigara içerseniz gebelikte vaginal kanamayı daha sık yaşayabilirsiniz. Aynı zamanda dış gebelik,düşük,ölü doğum ve erken doğum riskleri artacaktır. Çocuk eşinin rahime tutunduğu yerde sorunlar yaşanabilir.Düşük doğum ağırlıklı bir bebek sahibi olma olasılığı artar.Düşük doğum ağırlıklı bebeklerin erken dogma sansları daha yüksektir.

Ani bebek ölümü sendromu sigara içen annelerin bebeklerinde 2 kat daha fazladır.Sigarayı ne kadar erken bırakırsanız bebeğiniz için o kadar daha iyi olur.Eğer bırakamıyorsanız mümkün olduğunca az içmelisiniz.Siz sigara içmezseniz de başkalarının sigara dumanı siz ve bebeginize zarar verebilir.Bu yüzden bebeğinizin sağlığı,için pasif içiciliğin daha zararlı olduğunun saptandığı bu günlerde sigara içen insan ve ortamlardan uzak durunuz.

Gebelikte Alkol:

AlkolAlkol kullanılması ile alkolün kötü kullanımı arasında fark vardır. Bazı insanlar günde bir-iki kadeh içerler;bu alkol kullanımıdır. Bazıları ise hergün ve alem yaparak içmektedirler; bu alkolün kötü kullanımıdır. Alkol kullanımını alkolün kötü kullanımdan ayıracak alkol miktarı açıklık kazanmamıştır.Alkol kalp atışları ve solunum gibi vücut fonksiyonlarını yavaşlatmaktadır. Gebe bir kadın alkol aldığında alkol kan yolu ile bebeğe ulaşmaktadır. Bebeğe ulaşan alkol anne kanındaki alkol seviyesi ile aynıdır. Gebe kadın gebeliği sırasında aşırı alkol alırsa, almayana göre düşük yapma olasılığı artar.Gebelikte ne kadar çok alkol alınırsa risk o kadar artar. Risk gebeliğin erken döneminde en fazladır. Gebeliğinde alkol alan annelerin bebeklerinde fetüs alkol sendromu denilen fizik, zeka ve davranış bozukluklarını içeren birtakım hastalıklar görülmüştür. Bu sendrom bebeklerde gözlenen zeka geriliğinin en önemli nedenlerindendir. Fetüs alkol sendromlu (FAS) bebekler ,normal bebeklere göre daha kısa boylu ve kiloları daha düşük olmaktadır.Özel bakım sağlansa bile iyi gelişememektedirler. Kafaları küçük olup,yüz,kafa eklemleri,kol ve bacaklarda anormallikler gözlenir. Kalp bozuklukları ve hareketlerin kontrol edilememesi de görülmektedir. Çoğu geri zekalı olup hiperaktivite,aşırısinirlilik ve dikkat zayıflığı gibi birçok davranış bozuklukları gözlenmektedir.Bazı bebeklerde birden çok bozukluk bulunur. Beraberinde sigara, başka ilaçlarının kullanımı, kötü beslenme ve stres gibi faktörler FAS oluşumunda önemli rol oynamaktadır.Muhtemelen alkol bütün vakalarda ortak maddedir. Diğer faktörler tek başına bu sendroma neden olmazlar. Ne kadar alkolün fetusü riske soktuğunu bilmek zordur. Her fetus farklı düzeyde etkilenmektedir. Eğer bir kerede yüksek dozda alkol almıyorsanız ve kendinizi hafif içici kabul ediyorsanız en iyisi alkolü bırakmanızdır. Alkolü bırakmanız sağlıklı ve normal bir bebeğe sahip olmanız için hayat tarzınızda yapacağınız olumlu değişikliklerden birisidir. Ama yine de çok keyifli akşamlarda(sık olmamak koşulu ile) 1-2 bardak şarap içmenizde büyük bir sakınca yoktur.

Sigarayı Bırakabilmek

images4Önsöz: Birçok insanın istemesine karşın sigarayı bırakamamasını iradesizliğe değil yaklaşımın yanlış olmasına bağlıyorum. Bir şeyi bırakmak için kontrolünün sende olması ön koşuldur fakat gerçekte sigara seni kontrol eder. Yapman gereken sigarayı bırakmaya çalışmamak, aksine sigaranın seni bırakmasını sağlamak

‘Sigarayı bırakmak dünyadaki en kolay şeydir. Biliyorum, çünkü binlerce kez bıraktım’ Mark Twain

2006 yılında sigarayı bırakmaya karar verdiğimde on senelik içiciydim. Daha önce de denemiştim bırakmayı fakat çoğu sigara bağımlısı gibi iki hafta bile dayanamadan yakmıştım bir tane. O gün, bilgisayarın başında insanın iradesi üzerine bir yazı okurken, yazarın sigara üzerine yazdığı bir cümle okuyunca bir anda bırakma kararı verdim ve gerçekten de bıraktım.

Dediğim gibi kendimin ve sigara içen birçok arkadaşımın çok çeşitli başarısız bırakma denemelerine şahit oldum. Sigara bıraktıran ilaç, nikotin bandı, sakızı, irade gücü, elektronik sigara ve sayısız birçok benzeri şey. Google’da ’sigara’ kelimesini aratınca 18 küsur milyon sonuç çıktı. En başlarda da paralı sigara bırakma programları ve nikotin bandı satıcılarının reklamları var. Oysa mesela ‘mutluluk’ yazınca sadece 11 küsur milyon sonuç çıktı. Yani Türkçe konuşan dünya için sigara mutluluktan 1,6 kat daha önemli.

Bence bu olayın bu kadar dallanıp budaklanmasında ve sektöre dönüşmesinde, milyonlarca insanın deneyip de bırakamamasının altında yatan en önemli sebep ne iradesizlik ne de başka bir şey. Sorun yöntemin ve yaklaşımın yanlış olması. Kendi çevremde sigarayı başarıyla bırakabilen ve uğraşıp bırakamayan veya bırakmaya hiç uğraşmayanları biraz incelediğimde birçok ortak nokta buldum. Kendi tecrübemi de işin içine katınca da okumakta olduğun bu yazı ortaya çıktı.

Diyelim ki ekmeği dilimlemek için eline bir çatal verdiler ve başladın var gücünle ekmeği kesmeye. Yeterince uğraşırsan gerçekten de ekmeği çatalla dilimlersin. Ama yarım saatte dilimlersin, yamuk yumuk olur o ayrı. Fakat günün birinde artık canına tak eder de çatalı bir kenara atıp elle kopartıp yersen o zaman sorunu nerede aramak lazım? İrade gücünün burada bir etkisi var mı? Veya bir psikologa gitsen, seni çatalla ekmek kesmeye ikna edebilir mi, ya da etse bu senin için ne kadar iyi olur? Ekmek çatalla kesilmez, sigara da bize yıllardır anlatıldığı gibi bırakılmaz. Biraz iddialı oldu ama gerçekten durum böyle.

Sigara içicisi olduğum dönemde, eğer birisi gelip de bana sigaranın zararlarını falan anlatmaya başlarsa veya ben sigara içerken yanıma gelip yarı sırıtarak ‘Bırak abi artık şu mereti’ ya da ‘Kendini zehirliyorsun’ gibi laflar ederse hemen oradan uzaklaşmak isteği duyardım. ‘Tamam, biliyorum’ psikolojisi. ‘Biliyorum, benim de hoşuma gitmiyor, yüzüme vurma, anlatma, işe yaramaz’ diye düşünür insan belli belirsiz. Yazının devamında da kafanda bu sesi duyman çok olası, fakat ne olursa olsun sonuna kadar lütfen oku.

Neden İçiyorum?

Eminim bunları biliyorsun fakat son bir kere (artık içmeyeceğinden bir daha bu yazıları okuman gerekmeyecek) daha dinlemenin bir zararı olmaz. Sigara iki tür bağımlılık yapar, davranışsal ve bedensel.

Bedensel bağımlılık çok karışık değil; vücut kimyan şu anda bozulmuş durumda, hormon sistemlerin sigaranın bozucu etkisinde ve beynindeki bazı alıcılar da belirli sürelerde nikotin almak üzere programlanmış durumda. Bu yüzden nikotin kaynağı kesilince, vücut yeni duruma alışana kadar fiziksel sıkıntılar yaşayacaksın. Gözünde büyütmediğin sürece uzun süren veya çok sıkıntı veren bir durum değil.

Davranışsal bağımlılık ise biraz daha karışıktır. Yılların kazandırdığı alışkanlıklar (yemek sonrası sigara), yüklediğin anlamlar (çok efkârlıyım çakayım bir sigara), ortamın (etrafta küllükler), zevklerin (sigara olmadan çayın da hiç tadı yok) hep sigara yüzünden şekillenmiş şeyler. Bırakınca ne olacak, ne yapacağım kısım burası.

Hemen tüm sigara bıraktırma programları iki şey üzerine kuruludur: Bir seferde bırakma ve tekrar başlamama. Ben ise üçüncü bir öğe daha lazım diyorum: bıraktığına pişman olmadan, zorlamadan, rahatça bırakmak. Eskiden sigara içen bir arkadaşım anlatmıştı, okul müdürünün odası gitmiş, masada bir sigara paketi bir de çakmak duruyormuş. ‘Aaaa hocam siz içiyor musunuz ?’ diye sormuş. ‘On beş yıl önce bıraktım ama sanki dün bırakmış gibiyim, başlasam başlarım. O yüzden paketi de atamadım’ demiş. Eh be kardeşim, böyle bırakıp kendine her gün eziyet edeceğine hiç bırakma daha iyi.

Neden İçmeyeyim?

Sigarayı içmemek için birçok sebep var. Fakat göreceksin, sigara içmemeye başladığın ilk haftalarda aklın o kadar karışık olacak ki bu zararlı olan şeyleri bile evirip çevirip sana zararsız gibi gösterecek, yeter ki bir tane daha yak. Sigara akciğer kanseri yapıyor, iyi ama herkes içiyor etrafta kaçı kanser olmuş ki?

Sonuç olarak sigaranın kanıtlanmış birçok zararı var, bunlar gerçek. Ne zaman aklın bu gerçekleri inkâr etmeye başlarsa aç tekrar oku ve kendini kandırma. Sigara paketlerinin üzerinde yazanlar GERÇEKTEN doğru, kimse seni kandırmaya çalışmıyor. Sigara içenler GERÇEKTEN erken yaşlanır, erken ölür, cildi bozulur, kanser olur, iktidarsızlık sorunu çeker, daha çok hasta olur, damarlar tıkanır.

Sigara içerken gördüğün zararlar bunlar. Bunların birçoğunu yaşıyorsun ama kanıksadığın için fark etmiyorum. Sigarayı bırakma sebeplerin de bunlar. Hayatında sigara olmayınca bu kötü etkilerinden de kurtulacaksın. Bunların haricinde aklına gelen başka şeyler varsa onları da listene ekle, örneğin bir çocuğun varsa içtiğin her sigaranın onun küçük ciğerlerine dolup ölümünü yavaşça hazırladığını, fakat şunları sakın listene koyma:

Eşim/annem/babam/arkadaşım/hışmım/kaynım ;) istiyor
Herkes bırakmaya çalışıyor, moda olmuş
Bir sürü para veriyorum
Bir sürü vakit harcıyorum
Karda-kışta üşüsem bile içiyorum, rezillik
Dişlerim sararıyor, kötü kokuyorum
Yeni kanun çıkıyor, içmek zorlaşacak
Bunları koyma çünkü içmediğin ilk günlerde dediğim gibi aklın sana oyunlar oynamaya başlayacak. ‘Kimin ne istediği umurumda değil, keyif benim değil mi anasını satayım’, ‘Paraysa para, veririm noolcak’, ‘belki vakit harcıyorum ama neye harcamıyorum ki’, ‘Dişlerimi fırçalıyorum zaten’ diyerek bu sebepleri çürütmek çok kolay. Bunları çürütünce de sigara içmemek için bir nedenin kalmaz ve başa döneriz.

Toparlamak gerekirse, sigarayı bırakma sebeplerin gayet elle tutulur ve mantıklı olarak vazgeçemeyeceğin şeyler olmalı. İnsan parasından kolayca vazgeçer ama akciğer kanserinden acılar içinde kıvranarak üç ayda yavaş yavaş öleceksin deyince o pek kolay kabul edilir şey değil.

Asıl Gerçek

Sigarayı bırakma programlarının işe yaramamasının asıl sebebini açıklıyorum: sigarayı bırakmak imkânsızdır. Yapacak bir şey yok, üzgünüm. Bir şeyi bırakman için ön koşul onu tutmandır. Burada gerçek anlamda sigarayı tutan sen değilsin. Bilakis sigaranın aklında ve bedeninde kurduğu düzenler tabiri caizse seni ‘avucunun içinde tutuyor’. O sebeple lütfen ben sigarayı bırakacağım ya da sigarayı asla bırakamam diye düşünmeyi bırak da gözlerini aç. Bırakmak için kontrolün sende olması gerekir, tıpkı elindeki kalemi masaya bıraktığında olduğu gibi. Kontrol sende olmadığına göre, bırakacak olan da sen değilsin. Sigara ve bırakmak üzerine olan varsayımını değiştirdiğinde her şeyin daha kolay gittiğini fark edeceksin.

Burada yapacağımız şey sigaranın seni etkisi altına alan sistemlerini birer birer tanımak ve onları kapatmak. Bununla beraber, sana köstek olan düşüncelerini de değiştirdiğinde sigaranın seni bırakmaması için hiç bir sebep kalmayacak.

Zihninde daha iyi canlanması için, sigarayı seni avucunun içinde sıkı sıkıya tutan bir el olarak düşün. Bu elin beş parmağını da açınca, içinden kolayca atlayıp kurtulabilirsin. Bu beş “parmak” şunlardır:

Zararlarını ciddiye almamak.
Gözünde büyütmek
Bağımlılığı kabullenmemek
Sosyal köstek
Endişe
Bu parmakları açmak aslında çok kolay, sırayla bakalım:

1) Zararlarına İkna Ol

Öncelikle neden sigara içmemek istediğine ikna olmalısın. Yukarıdaki sağlık sebepleri ve senin de ekleyeceğin diğer sebepler yüzünden sigara içmek istemiyorsun. Bu netleştirme sırasında iki şey karşına çıkabilir. İlki, tamam böyle böyle ama ben “keyif” alıyorum. Bu keyif konusuna birazdan geleceğim fakat birinci adımda bu konuyu aklından çıkart, sebeplere odaklan. İkincisi de, tamam böyle böyle ama ben “bırakamam”. En başta da söyledim ama tekrar tekrar söyleyeceğim, “sigarayı bırakmak” diye bir olay yok. Bu bir yanılsama, böyle bir şey yapamazsın. Özgür iradenle sigarayı bırakmak imkânsızdır. O yüzden de “sigarayı bırakamam” dediğinde %100 doğru söylüyorsun. Zaten amacımız bu değil, amaç sigaranın seni bırakması.

Bu adımı tamamladım diyebilmen için tüm sigara bırakma sebeplerinin üzerinden geç ve ikna ol. Bu ikna kısmı önemli çünkü herkes sigara içmenin kansere davetiye çıkarttığını bilir ama bunun kendi başına geleceğini pek düşünmez. Bunun hemen yarın kendi başına da gelebileceği endişesi kafana yerleşene kadar sigara ve kanser hakkında makaleler oku. Hatta daha da ötesine git, bir hastaneyi ziyaret et, orada akciğer kanserine yakalanmış insanları gör. Bu noktada biraz abarttım gibi gelebilir fakat insan görmeden anlamıyor. Benim teyzem, dünyada çok sevdiğim bir avuç insandan birisi, akciğer kanserinden dolayı vefat etti. Ömrünün son yıllarında beraberdik ve bunu görmeyen gerçekten anlayamaz. Bu yüzden sigara içmenden dolayı başına gelecek şeyler şaka değil. Her gün binlerce insan bu yüzden acılar içinde ölüyor. Bunu beynine çakmalısın. Bu adımı tamamladıysan, günde birçok sefer eline sigarayı alınca tüm o okudukların, gördüklerin aklına gelmeli ve ürperti duymalısın. Bu olmaya başlayınca ikinci adıma hazırsın. Eğer olmuyorsa o zaman hastalıklar hakkında okumaya, dinlemeye, hastane ziyaretlerine (veya sigara içen hasta birilerini) devam et. Neden sigara kaynaklı ciddi hastalık geçiren insanlar sigarayı kolayca bırakır? Çünkü ölüm onlar için sigara paketinin üzerinde yazan bir slogan olmaktan çıkıp gerçeklik kazanmıştır. Sen de aynı gerçekliği iliklerine kadar hissetmelisin, tercihen başına gelmeden önce. Sigara öldürür, şakası yok.

2) Küçük Gör

Sigarayı nasıl bırakırsınız türü makalelerin çoğunun sigara şirketleri tarafından yazıldığını düşünüyorum :) Neden dersen, sigara bırakmayı o kadar önemli bir olay haline getiriyorlar ki insanın gözünde büyüdükçe büyüyor. Böyle olunca zaten caymaya hazır olan insan ya hiç denemiyor ya da bu strese dayanamıyor. Şu yazdıklarımı sakın YAPMA.

Sigarayı bırakmak için gün belirleme: Sadece önemli olayların belirli günleri vardır; 23 Nisan, doğum günü falan gibi. Bir iş için gün belirlemek o işin o gün yapılması gerektiği anlamına gelir. Evlilik için gün alırsın çünkü her şeyin ayarlanması ve o gün o saatte herkesin orada olması gereklidir. Yani belirli bir sebepten dolayı o iş o gün olmak zorundaysa veya çok önemli ve hatırlanması gereken bir şeyse o zaman gün belirleriz. Şimdi konumuza geri dönersek, sigara bırakma işinin belirli bir günde olması gerekmiyor, tabi düğün salonunda yüzlerce davetlinin karşısında bir ”sigara bırakma” merasimi planlamadıysan İkinci olarak da, sigara bırakmak için gün belirlemek bunu önemli bir iş haline getirmektir. Biz ise tam tersini yapmak istiyoruz. Bir şeyi gözünde ne kadar büyütürsen o kadar zor gelir.
Kendini ödüllendirme: Ödüller; zor ve önemli bir şey başarıldıktan sonra insanlara verilir. Yine söylediğim gibi, sigara içmemek zor veya önemli bir olay değil. Bak etrafına, içmeyen birçok insan var ve bundan bir sıkıntı duymuyorlar. ‘Bravo, aferin bana, nasıl da içmiyorum ama’ dersen kendi kendini baltalarsın. Hem aklına sürekli sigara gelir hem de bu işin çok zor ve zahmetli bir iş olduğu düşüncesi kafanda yer eder. Daha sonra da bu zorluğu bilinçaltında bahane olarak kullanıp nasıl olduğunu anlamadan sigarayı yakmışsın. Ödül yok, bravo yok, hatta kendine ‘aferin bana be iyi bıraktım’ demek bile yok. Sigaranın kendine biçtiği bu önemi ne kadar düşürürsen, senin üzerindeki kontrolünü de o kadar azaltırsın.
Kimseye söyleme: En güldüklerimden birisi de bu tavsiye. ‘Sigarayı bırakacağınızı tüm eşe-dosta yayın, destek olurlar’ türü bir söylem. Kesinlikle işe yaramaz. Hatta ters etki yapar. Durduk yere bir sürü insan gelip ‘Nasıl gidiyor sigara bırakma işi’, ‘Hala içmedin mi? Vallahi bravo’, ‘Kaç gündür içmiyorsun ?’ türü şeyler söyleyecektir. Hatta işi abartan bir kaç gıcık elinde sigara paketiyle ‘Hadi oğlum/kızım yak bi tane boş ver’ bile diyecektir. Sonuçta durduk yere aklına sürekli sigarayı getirecekler. Bir de halkımız genelde ’Ben sigarayı bırakıyorum’ açıklamasına inanmaz, o yüzden sözlü olarak takdir etse de çevrendekiler, mimikleriyle olsun, ses tonlarıyla olsun bu inançsızlıklarını belli ederler ve kendine güvenin sarsılabilir. Bu sebeplerden dolayı kimseye sigara içmeme kararını açıklama. Sadece içme, bu yeter. Zaten göreceksin, bir süre sonra beraber sigara tüttürdüğünüz arkadaşların yokluğunu fark edip sana kendileri soracaklar. O zaman bile hastayım falan diyerek konuyu geçiştirmeni öneririm, benden söylemesi. Sigara içenler için nedense her yeni içici bir rahatlama, her sigarayı bırakan kişi de bir huzursuzluk yaratır.
3) Hastalığını Kabullen

Uyuşturucu bağımlılığı hakkında bir iki film seyretmiştir herkes. Uyuşturucu bağımlısı olan kişinin hayatı yavaş yavaş değişir; işini bırakır, ailesini terk eder, arkadaşları değişir, hayatı umursamaz ve sonunda tek amacı uyuşturucu almak olan bir şey haline dönüşüp insanlıktan çıkar. Bu sahneyi göz önüne getirdiysen, o zaman şu soruya cevap ver: Böyle bir insanın aklı normal çalışıyor olabilir mi? Hayır, tabi ki olamaz. Son bilimsel araştırmalar da uyuşturucu bağımlıların beyni ile normal insanların beyninin çok farklı çalıştığını gösteriyor zaten. Beynin bir tarafı yanlış çalışırsa şizofren olursun, diğer tarafı yanlış çalışırsa (uyuşturucu yüzünden) bağımlı olur insanlıktan çıkarsın. Fakat her iki durumda da hastasındır ve tedavi edilmen gerekir.

Sigara da bir hastalıktır ve sigara içen bir insanın aklı, içmeyen bir insanınkinden farklı çalışır. Mesela 2006 yılında yapılan bu çalışmaya göre sigara insanın beynindeki önemli bazı kimyasalların seviyelerini değiştiriyor. Ararsan benzer birçok makale daha bulabilirsin. Yani şu anda beynin olması gerektiği gibi çalışmıyor, hastasın. Bu yüzden dünyayı da (özellikle sigara konu olduğunda) hastalıklı ve çarpık bir şekilde görüyorsun. Evet, belki psikopat bir manyak değilsin ama sağlıklı bir beyne de sahip değilsin. İşte bu yüzden sokakta tanımadığın adamdan sigara isteme cesaretini buluyorsun, bu yüzden kışın gece yarısı sigara bulmak için bakkal arıyorsun, bu yüzden evdeki, hatta karnındaki, bebeği sakat bırakmak uğruna içiyorsun, bu yüzden tuvalette kendinden iğrensen de sigara içiyorsun, bu yüzden bile bile kanser oluyorsun. Aklın başında insan bunları yapmaz.

Sigara bir hastalıktır. Aynı AIDS gibi. Nasıl AIDS öldürmez ama vücudun savunma sistemini çökerterek diğer hastalıklardan ölmeni sağlar, sigara da vücudunu mahvederek kanser, kalp krizi, inme gibi hastalıklardan ölmeni sağlar. Bunu ne kadar çabuk kabullenirsen, bu hastalıktan kurtulma yoluna da o kadar çabuk girersin.

Sigara kötü bir alışkanlık değildir, keyif meselesi değildir, stres giderme aracı değildir, değiştirilecek bir davranış değildir. Sigara ölümcül bir hastalıktır, diğer her şey yan etkidir.

4) Çevreni Şekillendir

Sigara içen insanlar birbirlerini etkiler. Yani sigara sadece bir hastalık değil, son derece bulaşıcı bir hastalıktır. Bu yüzden etrafında istesen de uzaklaşamayacağın bir hastalık kaynağı varsa o zaman sigaranın seni bırakması neredeyse imkânsızdır. Belki çok uğraşırsan olabilir ama hayattan bezersin.

Eşin, sevgilin, oda arkadaşın veya ev arkadaşın sigara içiyorsa tek başına bırakmaya çalışman pek işe yaramaz. Aynı mekândayken birisi sigara yaktığı anda burnuna gelen duman seni çıldırtacaktır. Etrafta küllükler, çakmaklar, sigara paketleri olması da, bırakma sürecini kelimenin tam anlamıyla işkenceye çevirecektir.

Yani gerçekçi ol ve hayatını paylaştığın o insanı veya insanları da ikna et. Bu yola beraber başlayın. Ona da bu yazıyı okut. Eğer olmazsa senden tiksinene kadar sigaranın zararları üzerine konuş. Fakat kesinlikle onun da ikna olması lazım, zorla olmaz. Arkadaşı/annesi/babası/eşi çok baskı yapıyor diye içmiyorum yalanını söyleyip gizli gizli içen bir sürü insan var. Hem ona yazık hem sana. Sonuçta sigara içmemesinin en büyük faydası kendisine. Bırakamayacağı hakkındaki yanlış inançlar da değişince sigara içmeye devam etmek istemenin bir anlamı kalmıyor. Aynı şekilde, eğer çalıştığın iş yerinde sigara içiliyorsa (son çıkan kanuna göre bu aslında yasadışı) yine pek şansın yok. Çalışma arkadaşlarını ikna et, gerekiyorsa ayrı bir oda talep et, yaratıcılığını kullan ve sigarasız bir ortam hazırla kendine.

Eğer çabaladığın halde ikna edemezsen, o zaman bulunduğun ortamda, özellikle evde sigara ile ilgili malzeme bulunmaması konusunda anlaş. Ev arkadaşın veya eşin çıkıp balkonda sigara içsin. Sigara içmemeye başlayınca ortalıkta gördüğün her türlü malzemeyi, sigara paketleri, küllükler, çakmaklar, her şeyi çöpe atacağını söyle, gerekiyorsa kavga çıkart Eğer çok istiyorsa kendisi kalp krizinden ölebilir, seni de yanına çekmesine izin verme. Unutma ne senin ne de onun beyni olması gerektiği gibi çalışmıyor. Ama sen en azından bunun farkındasın ve değiştireceksin.

5) Endişelenme

Daha önceki başarısız sigara bırakma girişimlerimde yaptığım büyük hatalardan birisi de endişe etmekti. Sigara içmesem otobüs beklerken ne yaparım? Canım sıkılınca sigara olmazsa ne yaparım? Çay-kahve içerken canım istemeyecek mi? Ya hiç aklımdan çıkmazsa? Ya..ya..ya… diye beynimi kemirip duruyordum. Öncelikle şunu söyleyeyim, sigara içen bir insanın yapacağı yorumlar ve düşünceleri, sigara içmeyen bir insanın yapacağı yorumlar ve düşüncelerinden çok farklı. Dediğim gibi sigara, akıl sağlını belli bir şekilde bozan bir hastalık ve bütün bu endişeler de haliyle çarpık ve hastalıklı. Sigarayı bir gözlük olarak düşün. Gözlerin bozuk değil aslında ama gözlükten dolayı dünyayı bulanık görüyorsun. Bu endişelerin de hep o bulanık dünya hakkında. İşin aslı öyle değil, gözlüğü çıkartıp attığında, önceki endişelerin komik gelecek. Eğer endişe konusunda işin içinden çıkamazsan şunu düşün: dünyada sigara içmeyen insanların sayısı içenlerden daha fazla. Bütün bu insanlar sigara olmadan da mutlu mesut hayatlarını sürüyor.

Sigarasız yaşama başlayalı 1,5 yıl oldu ve yaşamımda gerçekten inanılmaz değişimler yaşadım. Artık sigara hayatımdan gerçekten çıktı. Yemekten sonra sigara içmek aklıma gelmiyor, yolda yürürken yakayım bir tane demiyorum, hatta bakkalda sigara satılan standı bile görmüyorum (bunu geçenlerde yeni fark ettim). Sigara içen birisini görünce aklıma sigara içme isteği gelmiyor. Sigara içmeden önce nasıl yaşıyorsam şimdi de öyle yaşıyorum. Sen de böyle olacaksın, hiç şüphen olmasın. Endişe etme.

Hazırlığını Yap

Sigara ilk olarak doyum merkezine saldırır. Doyum merkezini ise bir kaç şey daha meşgul eder: Su, yemek, cinsellik, fiziksel aktivite. Sigarayı hayatından çıkartınca, beyin kimyan tekrar yerine oturana kadar boşluğu bunlardan birisiyle veya hepsinden birazıyla doldurman gerekecek. Neyi seçeceğin sana kalmış. Fakat en kötü tercih olan tıka basa yemeği de seçsen de bu iştah artışının geçici olacağını bil. Bu yüzden alacağın en fazla kiloların bence hiç önemi yok, sonrasında tekrar istediğin forma her zaman dönebilirsin.

Her şekilde, buzdolabında ve yanında çerez, meyve, meyve suyu ve atıştırmalık bir şeyler olsun mutlaka. Hatta çantana da at bir şeyler. Fakat egzersiz yapmak yemek yemekten daha güçlü bir bastırıcı oluyor, hem de daha sağlıklı. Eğer yapabiliyorsan bunu biraz daha arttırmak en iyisi.

O Gün gelecek

Eğer bu yukarıdaki yazdıklarımı inanarak yaparsan ki hepsi doğru olduğundan inanmaman için bir sebep yok, bir süre sonra her sigara giderek daha da gözüne batmaya başlayacak. Duman biraz daha acı gelecek, kendine giderek daha çok kızmaya başlayacaksın, ne kadar saçma olduğu giderek daha da açığa çıkacak. Yani yavaş yavaş sigara senin üzerindeki hâkimiyetini kaybedecek. Bu oldukça gözlerindeki perde de yavaş yavaş kalkacak ve sigara içmenin mantıksızlığını ve saçmalığını daha iyi göreceksin. Bir süre sonra sigarasız da yaşayabileceğin ihtimali sana daha da olabilir gelmeye başlayacak.

Yukarıda yazdığım 5 maddeyi inanarak, ikna olarak yaptığında bu dediğim noktaya mutlaka geleceksin. Ve sonunda bir gün terazinin bu kefesi ağır basacak ve içinde şiddetli bir içmeme isteği duyacaksın. Yani seni tutan avuç açılacak ve sana sadece dışarı atlamak kalacak. Bu son kısmı da ne zaman yapacağın sana kalmış, ama yine de her geçen gün sigara daha da iğrenç, daha da mantıksız daha da saçma geleceğinden, bir süre sonra sigara içmeme kararı vermekten başka şansın kalmayacak.

Gemileri Yak

Bir rivayete göre Tarık bin Ziyad, komutasındaki orduyla Afrika’nın en batısı -bugünkü adıyla- “Marakeş”e varmış. Fakat durmak yok. İberya’yı da almaya karar vermişler. Gemilerle karşıya geçmişler. Komutan gemileri yaktırmış. Zira askerin korkmasından korkmuş. Seçeneği kalmayan asker o ruh haletiyle bütün İber yarımadasını fethetmiş.

Sonuçta o gün gelecek ve sigara içmeden de yaşayabileceğine inanacaksın. Sigarasız yaşam, sigaralı yaşama göre çok daha güzel ve uzun. O sebeple bir kez karşıya geçtin mi tekrar dönmek için bir sebep de yok. Yine de biz işi garantiye alalım ve geri dönmek için kullanabileceğin gemileri de yakalım.

Artık sigara beni bıraktı, ben de sigarayı yaşamımdan çıkartıyorum dediğin o anda hemen harekete geç. Önce küllükler, kibrit/çakmak ve tabi sigaralarla başla. Eline büyükçe bir poşet al ve hepsini at içine. Eğer evde sağda solda boş sigara paketleri, puro, pipo, tütün, sigara kâğıdı gibi şeyler varsa onların da hepsini toplayıp at torbaya. Eğer gazlı bir ocağın varsa bile evde çakmak tutma, git ocak için olan uzun çakmaklardan al. Özellikle küllükleri atarken sakın acıma. Hepsini at gitsin.

Bu atma işlemini yaparken, sigara tarafından hasta olmuş aklın sana oyunlar oynayama çalışacaktır. Mesela ‘Çakmak Zippo, atmayayım yazık, yarın birisine veririm’ ya da ‘Küllüklerden birisi kalsın, yarın bir gün misafir gelince lazım olur’. Bunlara kanma, asıl amaçları allem edip kellem edip seni tekrar içirmeye başlatmak. Eğer aklında ‘Yarın bir gün tekrar başlarsam yeni küllük/çakmak mı alıcam’ diye bir şüphe varsa inadına at küllükleri , hatta kırıp at. Böylece kendine de güçlü bir mesaj vermiş olursun.

Sigara içmemeye başladıktan sonraki “en zor” günler ilk 2 hafta. Bu 2 haftada sigara isteme nöbetleri gelebilir, ama yine de bu yazıyı okuyup illa nöbet gelecek diye şartlama kendini. Günün bir anında böyle bir istek gelirse bil ki 3-4 dakika sürecek en fazla. Eğer bu sürede yaptığın işe veya çantandaki gofrete odaklanırsan geçip gider. Kalkıp kısa bir yürüyüş yapmak en iyisi (sigara içilmeyen mekânlarda tabi). Bu iki hafta öyle veya böyle geçecek ve emin ol o kadar da sıkıntılı bir süreç değil. Yeter ki kendi kendine düşünüp olayı büyütme. Sigarayı bırakıyorum veya bırakamıyorum diye ne kadar çok düşünürsen, sigaranın seni tutan parmakları da o kadar güçlü sıkar.

Bir başka önemli olay da, bu süreçte içinde sigara kelimesi geçen hemen her şeyden uzak dur. Artık sigara ile ilgili web sitelerini gezme (bu yazıyı da okuma), gazete okuma, televizyon seyretme, film izleme. Bu öyle bir olay ki reklamın iyisi kötüsü olmuyor. Duvarda Yeşil Ay’ın sigaranın zararları afişini bile görsen sigara içmek geliyor insanın aklına. O yüzden sigara kelimesine ve imgesine ne kadar az maruz kalırsan, işin o kadar kolay.

Eğer alt yapıyı yazının başında anlattığım şekilde güçlü kurarsan, bu başlangıçta hiç bir sıkıntı çekmezsin. Nikotin bandı, nikotin sakızı, sigara bıraktıran ilaçlar, elektronik sigara gibi yöntemleri ben kullanmadım ve tavsiye etmiyorum. Bir bağımlılıktan kurtulup diğerine başlamanın bir anlamı yok bence. Ayrıca sürekli sigarayı “bırakmaya” çalıştığını hatırlattığı için insana, olumsuz psikolojik etkisi bile var bana göre.

Bir ayı geçirdikten sonra oldukça rahatlayacaksın. Artık sigaralı rüyalar azalacak, sigara içmek aklına nadir gelecek. Yine de tedbiri elden bırakma. Mesela sigara içilen, kolayca sigara bulabileceğin (sigaranın seni bulabileceği) mekânlara gitme, sigara içenlerin yanına pek yaklaşma. Bunu hastalıktan kurtulduğun toparlanma devresi olarak düşün. Yaklaşık 6 ay içinde artık burnunun dibinde bile sigara içseler sadece rahatsız olacaksın ama sigara içmek aklına bile gelmeyecek. Hatta bunu fark edip şaşıracaksın. İşte artık o zaman, sigaranın seni bırakmasını sağladığın için kendini tebrik edebilirsin.